3 Şubat 2011 Perşembe

Artık Kısa Cümleler Kuruyorum Ben…

Dilsizleştim sayende, Susmak için yazıyorum bu sefer… Güven duygusunun nasıl olduğunu unuttum sayende. Bir oyunun tamda ortasındaydım. Saklanıyordum içimden. Kaçıyordum… Sobelemeye hiçte niyetim yoktu üstelik. Düştüğüme tutacak, düştüğünde ona koşacağım kimseyi sen öldürdün bende.

Kırgınım sana güzel insan… Bir tek sen bilirdin yarımlığımı. Bir hareketi için dünyayı oynatırım derdim. Yaptım mı? Evet. Hem de dünyayı karşıma almak pahasına. Şimdi ise canımın acısından kalan parçaları topluyorum etrafımdan. Çevremdekiler eksik düşlerimle yine inatla gülümsememle izliyorlar beni endişeli bir şekilde. Kolay değil ki. Kim candan öte dediği birinden bekler ki. Dünyada kimse kalmaz dediğiniz insanın canını kurtarmak için nerden bilebilirsiniz ki ilk sizi filikadan iteceğini…

Hani koşarak, kaçarak gelirdin bazen… Neden demezdim; öylesine derdin. Anlat derdim; Susardın. Susma derdim; ağlardın. Ağlama derdim. Niye derdin. Boğuluyorum derdim; Susardın… Kızgınım sana, özüne sözüne duyduğum güvenime ihanet ettiğin için. Ve kırgınım sana çok ama çok. Bu kadar kolay bırakıp kaçabildiğin için.


İşte bu yüzden ne kadar candan ötede olsa insanlar bende, artık kısa cümleler kuruyorum ben. Ve kimseyi kefil etmiyorum nefesime…