Aşkın sonbaharındayız bilirsin ya bu mevsimi,göstermelik hüzünlerdedir insanlar ve kasetleri piyasaya çıkar tüm seviyesiz aşkların...kafamda bir uğultu ki sorma...beklide yakındır delirmem ne dersin...?
Yollar parke taşlarla kaplı,ortadan minicik bir su akıntısı geçiyor.Kenara takılarak bir sigara izmariti inmekte aşağı.acaba kimin ağzından düştü...?işte bir yaprak daha,tamda şimdi suya düşüverdi.hoş her yer su ya...Ne yaprağı bu çınara benziyor? Nasılda kurumuş,şu yağan yağmurlar bile yaşatamamış onu.Ne kadar duyarsız,yok yok daha yeteneksiz bu sonbahar yağmurları,bu güzel yaprakları dallarından koparmamak için daha çok yağsalar ya...Hem o zaman seninle daha çok ıslanırız sokaklarda.bu soğuyu sıcağımızla yok etmek için daha çok sokuluruz birbirimize...Yaprağın önüne bir naylon torba çıktı,gidemiyor yaprak.Gidip alayım mı? torbayı,hem çevreyede zararlı.Ama boşver sensiz ıslanmak nankörlük olur şimdi bu yağmurda.Yoksa sen dışardamısın? Değilsindir bilirim.Hem sen hep kendini güvende hissetmeyi seversin.Sıcak bir yuva,zengin bir sofra,kabarık bir cüzdan ve güvenli bir iş.Söylesene biz bu kadar zıtken nasıl birbirimiz içiniz?Sen benim yerimde olsan önündeki dosyayı yalayıp yutmuştun yarına hazır olabilmek için...oysa ben onu yalnız şu kağıdın altına destek olsun diye kullanıyorum.
Az önce saate baktım.Baktım ki tam akraple yelkovan üstüste.Ve anımsadım kidün tam o anda saate bakmış ve beni düşündüğünü düşünüp pilini çıkarmıştım saatin.Niye her yerden seni silmeye çalışırken seni yazmamış kazımış olduğumu hissediyorum? Bu saatte seni silmek için zımpara bulmakta imkansız.Vazgeçemiyorum...
gökyüzüm bulutlu yine bu gece...naylon poşette,yaprakta,sigara izmarittide akıp gitmiş.İçimde bir sıkıntı neler olduğunuz kavrayamıyorum.Tanrım ne olur bu günlerim geçici olsun.Lafa bak! Geçici olmayan günmü vardır ki? Elbette bu günler dün olur ve bugünler dünlerin yarınlarıdır...
O küçük su akıntısına yeni bir şey düştü.Bir gül...Birileri Orhan Veli'den esinlenip düşürmüş olmalı...Neyse işimde başarılı olmak için değil,hüznümü dağıtmak için açıyorum dosyamın kapağını.Gerçi bu akşam çok şeyler yazabilirim ama bırak kalsın,her şey tadında kalsın...
Demin uyuyordun,uyandınmı? Ya şimdi ne yapıyorsun?Yine saate baktım.Kahretsin! hep unutuyorum pilini çıkardığımı ve bir anlık ümidim düne gömülüyor.Ne kadar da korkağım,hemen takacağım pili,akrep ve yelkovanı tekrar üstüste yakalayabilmek için yarınlarda...
Yağmur dindi,su akıntısı yavaşladıirüzgarsa hala deli gibi.Merak etme,ben ne dindim ne yavaşladım,hala o deli rüzgar gibi esiyorum geceye...Aşkım hoşçakal olmaz mı?
23 TEMMUZ 2009 saati hala bilmiyorum....
Yollar parke taşlarla kaplı,ortadan minicik bir su akıntısı geçiyor.Kenara takılarak bir sigara izmariti inmekte aşağı.acaba kimin ağzından düştü...?işte bir yaprak daha,tamda şimdi suya düşüverdi.hoş her yer su ya...Ne yaprağı bu çınara benziyor? Nasılda kurumuş,şu yağan yağmurlar bile yaşatamamış onu.Ne kadar duyarsız,yok yok daha yeteneksiz bu sonbahar yağmurları,bu güzel yaprakları dallarından koparmamak için daha çok yağsalar ya...Hem o zaman seninle daha çok ıslanırız sokaklarda.bu soğuyu sıcağımızla yok etmek için daha çok sokuluruz birbirimize...Yaprağın önüne bir naylon torba çıktı,gidemiyor yaprak.Gidip alayım mı? torbayı,hem çevreyede zararlı.Ama boşver sensiz ıslanmak nankörlük olur şimdi bu yağmurda.Yoksa sen dışardamısın? Değilsindir bilirim.Hem sen hep kendini güvende hissetmeyi seversin.Sıcak bir yuva,zengin bir sofra,kabarık bir cüzdan ve güvenli bir iş.Söylesene biz bu kadar zıtken nasıl birbirimiz içiniz?Sen benim yerimde olsan önündeki dosyayı yalayıp yutmuştun yarına hazır olabilmek için...oysa ben onu yalnız şu kağıdın altına destek olsun diye kullanıyorum.
Az önce saate baktım.Baktım ki tam akraple yelkovan üstüste.Ve anımsadım kidün tam o anda saate bakmış ve beni düşündüğünü düşünüp pilini çıkarmıştım saatin.Niye her yerden seni silmeye çalışırken seni yazmamış kazımış olduğumu hissediyorum? Bu saatte seni silmek için zımpara bulmakta imkansız.Vazgeçemiyorum...
gökyüzüm bulutlu yine bu gece...naylon poşette,yaprakta,sigara izmarittide akıp gitmiş.İçimde bir sıkıntı neler olduğunuz kavrayamıyorum.Tanrım ne olur bu günlerim geçici olsun.Lafa bak! Geçici olmayan günmü vardır ki? Elbette bu günler dün olur ve bugünler dünlerin yarınlarıdır...
O küçük su akıntısına yeni bir şey düştü.Bir gül...Birileri Orhan Veli'den esinlenip düşürmüş olmalı...Neyse işimde başarılı olmak için değil,hüznümü dağıtmak için açıyorum dosyamın kapağını.Gerçi bu akşam çok şeyler yazabilirim ama bırak kalsın,her şey tadında kalsın...
Demin uyuyordun,uyandınmı? Ya şimdi ne yapıyorsun?Yine saate baktım.Kahretsin! hep unutuyorum pilini çıkardığımı ve bir anlık ümidim düne gömülüyor.Ne kadar da korkağım,hemen takacağım pili,akrep ve yelkovanı tekrar üstüste yakalayabilmek için yarınlarda...
Yağmur dindi,su akıntısı yavaşladıirüzgarsa hala deli gibi.Merak etme,ben ne dindim ne yavaşladım,hala o deli rüzgar gibi esiyorum geceye...Aşkım hoşçakal olmaz mı?
23 TEMMUZ 2009 saati hala bilmiyorum....
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder